navigation


yağmur yağıyordu
ve affetmişliğim bundandı seni


Zümrüt-ü Anka bahtlı kadın

ah, benim on dokuzuma denk kadın
İlkbaharın kırda buram buram tüten
taze çemen gibi ömrün
ne yan ne de yıkıl; yaşadım diye
ateşe verilmiş tarla misali bu sevdayı
ki unutma;
düşmek yangına ve dirilmesi küllerinden
farz kılınmıştır Zümrüt-ü Anka’ya
şimdi sen bu kül olmuşluğun
boz renkli karanlığından
çocuk seslerin haykırdığı gündoğumu türküleriyle
doğacaksın elbet; silindim derken bu yaşamak fotoğrafından


uykusuzayazilar:

O gün biraz yağmurluydu hava belki biraz da rüzgar vardı.Bir bankta yan yana oturmuştular.Birbirlerinin yüzlerine bakmak yerine,çok uzaklara yönelmişti her ikisinin bakışları da.

Ve birden genç adamın dudaklarından çağlayana dönmüş kelimeler cümle olup dökülmeye başladılar..!  

”Ben bir çok kadına aşık olabilirim ama bir tanesini sevebilirim o kadın sensin.

Her önüne gelene aşık olmak kolay ama herkeste bir parçanı bırakmak asıl koyan bu bana,sen olmadıktan sonra her seferinde birilerinde bir parçamı bırakmak ve bir gün gelip de baktığımda kendimin bile toplayamayacağım paramparça bir ruh olmak istemiyorum.

Ben bir kere sevmek istiyorum 

Tek bir kadını sevmek,ömrümü ona hibe etmek istiyorum ve bu da sen ol istiyorum.

Sana sadakatimi ve sevgimi sunuyorum.Ve o çok gerçekleştirmek istediğin hayallerin var ya,onları gerçekleştirirken önünde veya arkanda olmak değil tam yanında olmak istiyorum.

Her ne yaparsan yap hayallerinin destekçisi olmak istiyorum.”

Sonra adam sustu,kadın sustu..İkisi de bir ölüm sessizliğine boğuldular.Kadın gitti,gitmesi gerekti bel ki de,belki gitmese bir ömür boyu kalacaktı.

Peki ya,bir ömür boyu kalmak mı istememişti yoksa bir ömür kalmak düşüncesi ona daha mı korkutucu gelmişti ?

Kadın sustu ve gitti.Sonra adam da gitti.

Onları bir daha yan yana ne gören oldu ne de duyan.Bir peri masalının sonu bu şekilde geldi.Periler masallar da gülüşler ise sadece anılarda kaldı. 


Anonim asked: "Turuncu?"

Neden olmasın. Sonuçta yaşamak dediğin insan için hayatın genel değil bilakis öznel bir yorumudur. Aykut’a göre @hicadam “kül rengi” gibi puslu ve gri, bir anonime göre de “turuncu”


-söylesene bana doktor.
“yaşamak dediğin ne renk olur?”


"Sonra bir baktık ki dünya o kadar boş ve insan soyunun neredeyse tamamına yakını aynı terzinin elinden çıkmışçasına bir diğerinin bir örnek kopyasıydı sanki. Bizde son bir çırpınışla kitaplara sarıldık, sarıldık ve satır aralarında kendimize yeni bir dünya kurduk.
Sonrasında, sonrasında ise kitap kokulu adamları ve kadınları sevdik. Hani o kendi realitemizden kaçıp da bizim gibi cümlelere saklananları…
Ama bir şeyi unuttuk; her kitap nasıl ki usumuzda aynı tadı bırakmazdıysa, o insanlarda aynı derecede bazı kitapların son cümlelerindeki zayıf anlatımın yarattığı üzüntü gibi bizi düşüncelerimizle başbaşa bırakabilirdi."

Helezon

tanımlayamıyorum bu sendeki tanımsızlığı;
her sabah güneşin tayfı
sürgün olur saçlarının siyahına
geniş elmacık kemiklerinin süslediği
bir çift yâkutun ev sahibi gibi adeta yüzün
seninle yolum kesişeliberi
dolambaçlı kelimeler,
ve süslü mısralar silsilesi ömrüm


Fil

uykusuzayazilar:

Sevgilim bilir misin

Büyüdüğünde

Neden yalnızlığı seçer bir erkek fil?

Ekseriyetle yalnız

Ya da bir çok erkekle aynı sürüde

Kocaman bir yalnız

*

Gri

Buruşuk

Koca dünyada iri bir adam gibi

Küçücük kalmak bunun adı

*

Ah sevgilim

Bir fil neden yalnızlığı seçer ki?


Niçe’nin de dediği gibi; insan soyu olarak maymun ile üstün insan arasına çekilmiş ince ipten bir köprü üzerindeyiz. Hal böyle olunca da, elimizden gelen tek şey bu ip üzerinde hayatı cambazlık yaparak yaşamak oluyor.


Darlık

Yollar dar, insanlar dar
Hem kafalar, hem de hayaller dar
Nefes almak bile daracık bir kuytuda iken
Nasıl sığacak;
bu koca yaşamaklar küçücük hayatlara?


Yani demem o ki, yazılacak en güzel şeyler benden çok daha güzel adamlar tarafından yıllar önce yazıldılar ve de söylendiler. Hem de en ustaca şekliyle, bizimkisi aslının ötesine geçemeyecek bir taklidi tekrarlamak sadece, hal böyleyken bazı şeyleri en güzel yerinde bırakıp kenara çekilmek lazım. Noktayı koymak zamanı.


Hiç ettik

kuşları da piç ettik sevgilim
çayı, kahveyi
ve maviyi
papatyayı, kirpikleri
ah, şiirin en popülist yanlarından öpüyorum seni
ki biz, öpmeyi de piç ettik sevgilim


*

Sonra dedim ki;
lanet olsun sana dünya!
hiç ihtiyacım olmayacak şeyleri öğrenmemi istiyorsun
ve hiçbir işime de yaramayacak şeyleri aldırıp beni kendi gerçekliğine mahkûm ediyorsun
oysa mutlu mesut yaşabilmem için
bir serçenin ihtiyacı olanından daha fazlasına gereksinimim bile yok


"Biterek ölmek güzel şey, başlamadan ölmek korkunç."
— Cemil Meriç

Ah, bir de güzel, süslü, vurucu şiir ya da yazı yazmak hevesinde olanlar. Keşke her buldukları kelimeyi cümleye yedirmeye kalkıp da anlam kurgusundan yoksun, süslü barbi bebek misali tende güzel görünür, tinde kof yazınsal ürünleri ortaya çıkarmasalar.
Yok o bir şey değil okurken usumun üstünden tır geçiyor sanki, anlam direkt aklımın ırzına kayıyor…
Sadelikte ferahlık vardır.